Əsas səhifə > Müsahibələr, Əli Kərimli > Türkiyənin Haber1.com saytına müsahibəm

Türkiyənin Haber1.com saytına müsahibəm

ANA SAYFA / Yazarlar 02.12.2010 16:32:00

Sahteleştirilmiş seçime destek!

 

Ulduze Qaraqızı

 

 

 

1988. yıl Azerbaycan tarihine yazılan vede Azerbaycan tarihinde önemli rol oynayan devr gibi hatırımızda. Ermenìlərìn Karabağda başlatığı bölücülük eylemine itìraz için alanlarda ìlk seferlerin başlanması, hükemet kuvvetlerìnìn direniş engelini yararak hayatlarını riske koyan yüzlerce, binlerce insan akınının devamsız mìtìngler geçirmesi artık tarihe yazılmış. İşte o yıllarda onlarla öğrencinin hayatını riske qoyması ve binlerce insan akınını peşinde aparma yeteneyini göstermesi sadece cesaret değil, aynı zamanda milletinin hakkı uğruna mücadilesini gösteriyordu. Şu akının karşısında bir isim özellikle dikkati çekiyor. Genc yaşlarından politik alana girerek halk, millet uğruna işler görübte tarihin hafızasına politikacı gibi yazılan Ali Kerimli Haber1.com sitesinin konuğudur. Önce Ali beyin geçdiyi hayat yoluna bakalım.

 

 

 

Özgeçmiş: Alì Kerìmlì 1965. yılda doğmuş. 1983-1985. yllarda Buryatìyada İç Ordunun Özel Timinde askerde olmuş.

1986. yılda Azerbaycan Devlet Unìversìtesìnìn hukuk fakultesìni kazanmış, 1 yıl sonra

fakultenìn komsomol yazmanı görevine seçilmiş. 1987. yılın aralık ayında Sovyetler Birliyine qarşı olan saklı “Yurt” Ìctìmaì Bìrlìyìnìn yaratıcılarından bìrì olmuş. 1989. sene Azerbaycan Halk Cebhesì yaranır. Önce örgütün unìversìte bölümüne başkan seçìlmiş Ali Kerimli 1992. yılda AHC Yüksek Meclìsìnin başkan yardımcısı görevine, 1993. yılda cumhurbaşkanı Ebülfez Elçibey tarafından Devlet Yazmanı görevine atanmış.

AHC hakìmìyyeti devrìlenden sonra örgütün başkanı E.Elçìbey ve örgüt üyeleri Alì Kerìmlìye daha artık güvenmişler.

E. Elçibeyìn Baküden uzaklarda zorunlu sürgün hayatı yaşatığı ve örgütü direk yönetemediyi 1993-1997. yıllarda temsìlçìlìk yükü Alì Kerìmlìnìn üzerìnde kalmış.

1995-2000. yılların parlamento seçimlerinde Alì Kerìmlì AHCP-nìn proporsìonal listesine önderlik yapmış. Her ìkì seçimde mìllet vekìlì seçìlmiş. E.Elçibey dünyasını deyişdikten sonra 2001. yılda AHCP-nìn kurultayında partìnin başkanı görevine seçìlmiş ve şüanda aynı görevin taşıyıcısı.

 

– Öğrencilik yıllarınıza gezi yapmayı öneriyorum. Hiç sakin öğrenci olmadığınızı diyorlar, doğru mu?

– Öğrenci yıllarım çok ilgincdi, aynı zamanda ilginc yıllara rastlandı. 1980. yılların sonu…

2. sınıfta fakultenin komsomol yazmanı seçildim ve bundan bir kaç ay sonra 1987. yılda

meslektaşlarımla beraber gayri legal olarak Sovyet hakimiyyetine karşı olan “Yurt” Birliyini yarattık. Bu açıdan bizim esas faaliyetimiz “Yurt” Birliyi çerçevesin de oluyordu ve benim komsomol yazmanı olmamın avantajlarından gayri-legal işimiz için kullanırdık.

– Mesela ne gibi?

– Mesela komsomol yazmanı görevim elveriyordu ki, ben büyük salonları “Yurt” Birliyi için kullanım, orda toplantılar geçirilsin ve başka.

– Galiba tüm bunlar saklanıyordu, söhbetin Sovyetler Döneminden gittiğini unutmaq olmaz ama.

– Tabii işlerimizi saklı gizli göryor, yani işlerin saklı olmasını bir an olsun unutmur ve böylece devam ediyorduk. Bilyorsunuz ki, 1988. yılda olaylar-Büyük Halq Harekatı direk Azerbaycan Devlet Universitetinden başlamış ve biz alanlara çıktık. İşte o devr Azerbaycan tarihine Milli Kalkınma günü gibi hafızalara yazılmış. 1988.yılın Kasım olayları bizim tarafımızdan planlı formada başlamış vede alan harekatına dönüşmüş. Alan harekatı başladıktan sonra faaliyetimiz daha açık, toplumsal, legal oldu. 1989. yılda benim yönetmenliyimle Azerbaycan Devlet Universitesi hukuk fakultesinin komsomol komitesi iptal olundu. Şunu söyleyim ki, bahs

ettiklerimin 1990. yılın 20 Ocak olaylarıyla bir bağlılığı yok. 20 Ocak olaylarına kadar biz artık bu adımı atmıştık.

– Hatırlatmanıza gerek yok, çünki tüm bunlar artık tarihe yazılmış, tarihin hafızasında. Başlatığınız harekat 20 Ocak olaylarına yol geliyordu…

– Belki de o yüzden yeniden hatırlatıyorum ki, çoğuzaman yanlış fikirler sesleniyor. 20 Ocak olaylarından sonra bazıları Komünist Partisinin biletinden, komsomoldan vazgeçti. Ama biz bahs ettiyim gibi şu olaylardan bir kaç yıl önce artık milletin hakkı uğruna mücadeleye başlamıştık. Gittikce faaliyetimiz daha büyük politik önem taşıyordu. Halk Cebhesine katıldık, topraklarımızın müdafaasına katıldık, gönüllü mangalar yarattık. Ama ne yapsak bile yine de az gözüküyordu, daha büyük alanlar, hakk, millet işi uğruna daha büyük işler görmek istiyorduk.

– Hatta tüm bunları hayatınızı riske koyarak yapmışsınız ve şüanda bile faaliyetiniz devam ediyor. Hep duydum ki, çalışkan, yete nekli öğrenci olmuşsunuz. Belki hayata, devre bağımlı olsaydınız, bir hukukçu gibi karşınızda açık duran aydınlık geleceye inansaydınız, o zaman her şey başka türlü ola bilirdi?

– Aslında karşımda bir çok kapılar açık durmuştu, onların hepsi benim ilerde güvencem demekti. Sovyetler döneminde hukuk fakultesinin çalışkan, yetenekli öğrencileri savcılıkta çalışmak şansı kazanırdı. Bir anlık düşünün çalışkan öğrencilerin listesinde ben ilk yere sahibtim. Ama ben yazılı formada dilekçe yazarak savçılıkta &c cedil;alışmaktan vazgeçtim. Ailem, akrabalarım, tanıdıklar, öğrenci arkadaşlarım istikbalime büyük ümitle bakarken yaptığımı, onlara göre aklasığmaz eylemi bir türlü kabullenmiyordular. Hatta açık oturumlar yaparak beni kınayırdılar, ama ben çok sert tepki gösterdim. Sovyetler Birliyini adaletsiz bir devlet saydığım için o devletin savcılık organlarında çalışmak istemiyordum. Artık ikinci defa olarak kamusal kınağa uğruyordum.

– İlk kınağı nasıl hatırlıyorsunuz?

– Bir anlık düşünün 1989. yılda eğitimi yarım bırakarak 90 gönüllü kiÅ Ÿiyle – öğrenci arkadaşlarımla Karabağa gittik. Gubadlı-Laçın bölgelerinde Qazı Deresì, Yukarı Cìcìmlì ve Aşağı Cìcìmlì köylerinin müdaafasını ayarladık. 20 Ocak olaylarına kadar cebhe bölgesinde kaldık.

– Cebhe bölgesinde neler gördünüz, nelerin tanığı oldunuz? Öğrenci hayatınızdakı saklı faaliyetten farklı olarak cebhe bölgesinde gönüllü formada direk ölümle yüz yüze kalmışsınız ama…

– Cebhe bölgesinde bizden karşı tarafta-yani Ermenistan tarafta Yereva n Politeknik Enstitütünün öğrencileri duruyor, biz müdafaa olunur, onlarsa haksız olarak bize karşı çıkıyor. İlginc bir makamı hiç unutmadım. Cebhe bölgesinde evinde kaldığımız kişi geçmişi-aslı kökü olan biriydi. Sohbet zamanı öğrendik ki, bahs ettiyim kişi XX yüzyılın evvelerinde ermenilerin Azerbaycana tecavüzü zamanı dedesine ait olan, çar devrinde üretilmiş maksim makineli tüfegini bütün yasaklara rağmen gisli saklamış. 1989. yılda sınırda baş veren çatışma zamanı o kişi evinin çardağında sakladığı maksim makineli tüfeginden bahs etti. Bu haberi duyunca çok sevindik, hatta bi haber bize inam verdi. Çünki biz Karabağa sadece av tüfegiyle gitmiştik. Bunları söylemekde maksadım şu, öğrenci haya tımda iki defa kamusal kınağa maruz kaldım vede onların her ikisinden de size bahs ettim.

 

 

 

– Savcılıkta çalışmaktan vazgeçmenize rağmen çevrenizde olan insanları yeni işinizle şaşırtdınız ama…

– Galiba universitede öğretmen olarak faaliyete başlamamı kastediyorsunuz. İki yıl uluslarası hukuk dersini anlattım.

– Yine alan sizdeydi, yüzlerce öğrencilerinizle çok işler göre bilirdiniz değilmi ama?

– İnanmıycaksınız ama bu bile beni tam halde kani etmiyordu.

– Hayır inanıyorum, çünki sizi tanıyanlat hep hakkınızda “Ali Kerimli için bütün alanlar küçük gözüküyor, çünki o hep mücadele alanlarında” diyorlar. O zaman söyleyin daha neler yapmaya kalktınız?

– O devrde Azerbay canın ilk özgür qazetesi “Azatlık” büyük insan, aydınımız Necef Necefovun yönetmenliyiyle yayınlanmağa başladı. Necef beyin davetiyle öğretmenlikle beraber mühabir olarakta faaliyete başladım. Sonra Halq Cebhesi iktidar oldu ve rahmetlik Ebülfez Elçibey beni

hükümet işinde görevlendirdi. Bundan sonrakı olayların nasıl olmasından herkesin haberi var.

– Ömrün güzel, genc yıllarını mücadeleye harcadınız ve bu gidişata hala devam ediyorsunuz. Artık yaşnız 50 ye doğru gidiyor. Belki haklı deyilim, ama böyle diyorlar ki, yaş ilerledikce mücadileden geri çekilme ihtimalleri artıyor?

– Öncelikle şunu söyleyim ki, hala kendimi yaşlı görmüyorum ve mücadele aparma gibi hisslerim eksilmiyor, aksine daha da çoğalır. İkincisi şu, benim şuurlu tercihim. Hiç bir zaman kolay, sakin hayatı tercih etmedim, aksine mücadilelerle dopdolu olan hayat beni kendine bağladı. Tabii ki, hakk uğruna apardığımız mücadileden bahs ediyorum. Bu, Allahın bana bahşişi, hala &c cedil;ocuk yaşlarından gördüyüm herhangi adaletsizliye karşı çıkmışım, haksızlığa karşı savaşmışım. Orta okulda, askerde, universite yıllarında vede faaliyetim devrinde her zaman haksızlığa karşı savaşmışım. Şunu da söyleyim ki, bahs ettiyim yıllarda hiç bir zaman kendim için savaşmadım, hep baskıya, haksızlığa uğrayan, biri için savaş alanına girdim.

– “Başkalarının hakkı uğruna mücadele aparmakla kendinize çoğu sayda düşman kazandınız”-sizi bu kınakla kınayanlar ola bilirdi…

– Ama başkaları dediyimiz milletimiz, biz onu ayıramayız. Eğer haqsızlığa karşı çıkmakla düşmanlarımın sayı çoğalıyorsa olsun, önemli değill. Milletimin hakkını yiyenler, onu haksızca

suçlayanlar benim düşmanım.

– Belki bu yüzden hakimiyet için korkunc rakip gibi gözüküyorsunuz, işte bundan dolayı akla gelmeyen iftiraların kurbanına dönüşüyorsunuz…

– Bilyormusunuz, aslında ben de hakimiyete taviz vermiyorum. Bildiyiniz gibi herkes becerdiyi vasıtalarla mücadile aparıyor. İşte hakimiyet de benimle kendi yöntemlerinde mücadele aparıyor. Tabii ki, maneviyatlı, kururlu insanlar bu türlü mücadele yapamaz. Çünki şu mücadele onların kendine yakıştıramayacağı bir mücadele. Hükümetin bana olan nefretini bazen anlıyorum. Çünki ben hiç bir zaman onlara taviz vermiyorum, onların yaptıklarını olduğu gibi gösteriyorum. Hakimiyette olanlar istiyor ki, ülkemizde kendi bildiyi yöntemlerde gerçeklik yaratarak hepimizi ona inandırsın. Bildiyiniz gibi 17 senedir ülkemizde tam otoriter bir yönetme var. Babadan sonra oğul hakimiyette, onlara karşı çıkanlara baskılar, ta kipler yapılır, seçimler sahteleştirilir.

– Yani hakimeyete karşı çıkanları, onların haksız olarak yaptıklarını konuşanları bekleyen sonuç herkese belli…

– Hükümet maksatlı olarak öyle bir politika götürüyor ki, herkes konuşmadan once düşünsün. Yani hakikatları olduğu gibi söylersem bana ve benim çevremde olanlara hangi baskı ola bilir. Sansürü insanların kalbinde oturtmak istiyorlar.

– Aslında bunu nasıl yaptıkları göz önünde…

– Ama sorun sadece şu değil. 2005.yılda millet vekili seçilsem bile Anayasa mahkemesi sonuçları iptal etti. Bu seçimlerde herkesin hukuku bozuldu, seçim tam şekilde sahteleştirildi. Ama ben mükemmel müdafaa mekanizması kurarak aday olduğum dairede 28 noktanın

22 den zafer protokolunu kazandım. Onlar benim zaferimi engelleyemedikleri için benim diğer noktalarda olan gözlemcilerimi polis gücünü kullanarak zorlukla ordan uzaklaştırarak istedikleri protokolu yazmışlar. Bu da o demek ki, artık 2. defa olarak zorlukla benim millet vekili olmama karşı çıktılar, onu benden aldılar. Bilyormusunuz artık 2005. yıldan bugüne kadar hala da bana pasaport vermiyorlar. 2006. yılda Halk Cebhesinin karargahını benden almışlar.

– Pasaport sorununu hatırlatmanız iyi oldu. Artık 5 yıldır pasaport probleminden dolayı yabancı ülkelere gidemiyorsunuz, yani çıkış yok. Bu da daha bir kanıt-hakimiyet için korkunc olarak kalmışsınız….

– Ama yabancı ülkelere gidememek hala her şey demek değil. Önemli olan benim bir an olsun bile hakk uğruna apardığım mücadeleye ara veremem.

– Yani mücadele devam edecek diyorsunuz?

– Mutlaka devam edecek.

– Hakk uğruna aparılan mücadelelerin kahramanlarını Yaradan korur bilyorsunuz işte.

– Zaten önemli olan Yaradanın koruması.

– Sahteleştirilmiş seçimden bahs ettiniz…Hiç düşündünüz mü bu sadece bizim ülkede değil, aynı zamanda diger ülkelerde sahte seçimler gücüne hakimiyete sahib çıkma fırsatları hiç kaçırılmıyor. Genellikle bütün müslüman ülkelerinde sahteleştirilmiş makamlar hep dikkatte. Aslında maksad şu: Müslüman ülkelerini cahil duruma düşürmek.

– Düşüncelerinize tam olarak katılmıy orum. Doğru dış etkileyici kuvvetleri her zaman kendi çıkarları için kendi politikasını yürütecek, ya bizim sorunluluğumuz nerde, neden her şeyi dış kuvvetlerine bırakırık. Örnek olarak Türk cümhuriyyetleini göstermek istiyorum. Çünki Türk cümhuriyetlerinin her birinde demokrasiyle ilgili problemler var. Demokrasi açıdan önde olan kardeş ülke Türkiye. Tabii ki, Türk cüümhuriyetleri ile kıyaslarken biz Azerbaycan olarak demokrasi açıdan ikinci yere sahibiz. Bir sorun daha var ve beni hep üzüyor.

– Hangi sorun?

– Bilyoruz ki, 1980. yıllardan sonra Türkiye kendi hükümetini seçmek imkanı kazanmış. Tabii ki, demokrasini her zaman olgunlaştırmak gerekir. Doğru Türkiyede de demokrasini genişlendirmeye, olgunlaştırmağa ihtiyac var. Ama kıyaslarken göryoruz ki, artık son yıllarda Türk halkının kendi hükümetlerini seçmek ve onu değişmek imkanı var. Bildiyiniz gibi Türk halkı büyük bir demokrasi mücadilesi vermiş. Binlerce insan bu mücadelede hakkın dergahına kavuşmu ş. Şimdi deyeceğim fikirlerin Türk okurlarına ulaşmasında israrlıyım.

– İsrar etmenize ihtiyac yok ki, ne derseniz onu mutlaka okurlara ulaştırcam.

– Teşekkür ediyorum. Bilyorsunuz ki, artık 17 senedir Azerbaycanda sahte seçimler yapılıyor. AGİK(Avropa Güvenlik ve İşbirliyi Konseyi) bile Ilan etti, artık 8. seçime gözlemci kısmında katılmış ve bu seçimlerin hiç biri uluslararası standartlara uymamış. Azerbaycan halkının iradesini anlatamamış. Bu sadece mühalifetçi Ali Kerimlinin iddiası değil, 500- 6 00 gözlemciyle seçime katılan, 50 ye kadar ülkeni temsil eden bir kurumun mevkisi. Dünya artık şunu kabulleniyor. Tuhaf olan bilyormusunuz ne?

– Siz söylerseniz biz biliriz.

– Tuhaf olanı şu, her seçimde Azerbaycan hükümeti Türkiyedən gözlemciler davet ediyor. O gözlemciler Azerbaycanda sahte formada geçirilen seçimleri övmekle uğraşıyor. Sorum şu: Dış kuvvetler bile sahte seçime karşı çıkarak Azerbaycan demokrasine sahip çıktığı halde bizim canımız-kanımız olan kardeşlerimiz sesimizi, hakkımızı çalan sahtekarlara destek veriyorlar. Televizyonda seçimin demokrasiye uyğun geçmesinden bahs ederek açıkca yalan söylüyorlar. Bu yalanla kardeşlerini- Azerbaycan halkını nasıl kırdıklarının farkında mı? Eğer farkındaysa o zaman kardeşlik, birlik nerde? Yabancı ülkelerden gelmiş gözlemcilerin yalanı canımızı o kadar acıtmaz. Mesela Bahımsız devletler Birliyinde olan ülkelerde seçimlerin demokrasi geçmesinden bahs ederek sanki aynı senaryonu tekrar ediyor. Bugünkü Rusya hükümetine sarf ediyor ki,

Azerbaycanda seçimler sahteleştirilsin ve onların etkisi hep ülkemizin üzerinde olsun. Ama söz konusu Türkiye olunca vede Türkiyenin baş veren haksızlığa destek vermesi bu canımızı acıtıyor. Türkiyede biri kötü, diğeri iyi olan iki şey hep dikkatimde. Yani Türkiyede hükümetler deyişse de bahs edeceyim iki şey hiç deyişmiyor. İyi olan şu, Türkiye tek ülke ki, Karabağla bağlı olan mevkisi deyişmez olarak kalıyor. Türkiyede hakimiyetde olan tüm hükümetler karşılıksız olarak Karabağ meselesinde bizi destekliyor. Bir politikacı olarak Azerbaycan halkı adına Türkiyeye Karabağ meselesinde teşekkürümü bildiriyorum.

– Ama bu böyle de olmalı, kardeş değilmiyiz?

– Doğru kardeşiz, ama durun hala kötü taraf daha var. Kötü taraf şu, Türkiyede hükümetler deyişe de, onların farklı yaklaşmaları olsa bile yine de sanki sözleşerek Azerbaycanda olan demokratikleşme prosesinde uzak duruyorlar. Türk kamuoyuna ulaştırmak istediyim şu: Kardeşlerim, benim kendi soyköküme bağlı olduğumu isbatlamaya ihtiyacım yok. Zamanında Azerbaycan hükümeti Türk Şehitliyinden Türkiye bayraklarını indirirken ona karşı ilk olarak çıkan, şehitler &uu ml;zerinde insanları bir araya getiren, Türk Şehitliyini çiçeklerle süsleyen ve şunu yapmakla da Azerbaycan hükümetini protesto eden ben olmuşum. Eger bu durum yine tekrarlanırsa yine de her şeyi göz önüne alarak karşı çıkarım. Bu yüzden müracaatımə kabullenmenizi istiyorum. Eger demokrasi iyi bir şeyse o zaman neden bizim için istemiyorsunuz, eger kötü bir şeyse o zaman neden kendiniz için istiyorsunuz? Kardeş değilmiyiz, neden ama kardeş kardeşi için iyi olanı istemesin? Eger demokrasi uğruna apardığımız mücadeleye yardım etmiyorsanız bunun için bir şey söylemem, çünki kendimiz mücadele apararak bunu mutlaka yapacağız. Sizden isteyeceyimiz sadece şu: Hiç olmasa sahte seçimlere destek vererek hakkımızı alanlara yardım e tmeyin. Bizler hep size- kardeşlerimize güvendik ve bu güvenin kaybolmasını istemeyiz.

 

ULDUZE QARAQIZI

qaraqızı@rambler.ru

 

Kateqoriyalar: Müsahibələr, Əli Kərimli
  1. Hələlik heç bir şərh yoxdur
  1. No trackbacks yet.

Bir cavab yazın

Sistemə daxil olmaq üçün məlumatlarınızı daxil edin və ya ikonlardan birinə tıklayın:

WordPress.com Loqosu

WordPress.com hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Twitter rəsmi

Twitter hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Facebook fotosu

Facebook hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Google+ foto

Google+ hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

%s qoşulma

%d bloqqer bunu bəyənir: