Əsas səhifə > Yazılar, Əli Kərimli > Azerbaycan muhalefeti tepkili; Aliyev yönetimi köşeye sıkışıyor

Azerbaycan muhalefeti tepkili; Aliyev yönetimi köşeye sıkışıyor

 “İlham Əliyevin başa düşmədikləri” başlıqlı yazım Türkiyənin “Haberx” internet qəzetinin təqdimatında

Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in Münih beyanatını sert bir dille eleştiren Azerbaycan Halk Cephesi Başkanı Ali Kerimli, devrimlerin ekonomik sebeplerden çok halkın özgürlük istemesinden kaynaklandığını belirterek, Aliyev’in devrimlerin neden dolayı gerçekleştiğini bir türlü anlamadığını ve bu sebeple hata üstüne hata yaptığını savundu.

Ali Kerimli, kişisel Blog sayfasında kaleme aldığı yazıda Devlet Başkanı İlham Aliyev’in Münih Forumu’nda 8 yıllık iktidarı ile ilgili soruya verdiği yanıtı eleştirdi. Devrimlerin ekonomik sebeplerden dolayı olmadığının altını çizen Kerimli, buna Tunus, Libya ve Rusya’yı örnek gösterdi. Rusya’da Putin karşıtlarının geçmişe göre çoğalan orta sınıf gelirli insanlar olduğunu belirten Kerimli, Aliyev’in devrimlerin neden dolayı gerçekleştiğini bir türlü anlamadığını ve bu sebeple hata üstüne hata yaptığını savundu.

***

Münih’teki forumda beklenmedik soruya İlham Aliyev’in cevabını ve bu cevaba verilen tepkileri izledim. Dikkati daha çok sorunun çektiğini gözlemledim. Tabii ki, böyle bir saygın forumda, uluslararası elitin ve medyanın önünde Azerbaycan’daki durumun Mısır’ın devrimden önceki durumu ile mukayese edilmesi rejim karşıtı olan çok sayıda Azerbaycanlının kalbinden diken çıkarmıştı. Bir çoğunu İlham Aliyev’in ne cevap vermesi hiç ilgilendirmiyordu da. Esas olan bu sorunun seslenmesi idi. Ama herhalde cevap da yorumlandı. Siyasetçiler, yazarlar, blogcular Devlet Başkanı’nın haklı tenkit ettiler.

İlham Aliyev kendini övmeye o kadar kapıldığı oluyor ki…

İlham Aliyev soruya cevaben demişti ki, onun 8 yıllık başkanlık döneminde Azerbaycan’da gayri safi milli hasıla 3 kez arttı, yoksulluğun seviyesi yüzde 50’den 7,6 orana indi, enflasyonun düzeyi 5,4 düzeyindedir, 1 milyondan fazla iş yeri kuruldu vb. O, “Azerbaycan’da hiçbir zaman devrim olmayacak” görüşünü daha çok ekonomik nedenlerle anlatmıştı. Belki bu nedenle Aliyev’in kullandığı rakamlar dikkati daha çok çekti. Bazıları ciddi şekilde bu rakamların sahteliğini kanıtlamaya çalıştı, birçokları ise özellikle sosyal ağlarda rakamlarla böyle manipulesini alaya alarak, güldü.

Bütün yaklaşımlar kendine göre haklıydı. İlham Aliyev iktidarda olduğu 8 yılda hep rakamlarla manipüle etmekle gelişme görüntüsü yaratmaya çalıştı. Büyük petrol yeni başladığında tabii ki, petrol ihracı ülkede gayri safi ürünü (GSYİH) artırdı. O zamanlar Azerbaycan’ın GSYİH-i her yıl% 20-30 artırdı, o da bütün konuşmalarında bu rakamlardan bahsediyordu, ancak, kendisi de bu artışın doğrudan petrol, gaz ihracı ile ilgili olduğunu ve ne onun, ne de hükümetinin hizmeti olmadığını biliyordu. Ama herhalde zamanında bu rakamlardan yeterince suistimal etti.

Önceden belliydi ki, bu durum toplam birkaç yıl devam edebilir. Öyle de oldu. Son yıllarda GSYİH artışı azalmaya devam etti. 2011 yılının sonuçlarına göre ise evvelki yıla göre GSYİH toplam 0,3% arttı. Bu da övünülesi rakam olmadığından İlham Aliyev şimdi leksikonunu azıcık değişti. GSYİH ‘den, bütçe almaktan bahsetmek artık uygun değil. Başka yüz beyazlatan rakam da yok. Odur ki, ciddi izlenim yaratmak umuduyla son (hem de abartılı) ekonomik göstergeleri iktidara bizzat geldiği 2003 yılla karşılaştırır.

Kendini övmeye o kadar kapıldığı oluyor ki, aşağıladığı 2003 yılındaki durumun Ebulfez Elçibey veya başka bir demokratın hakimiyet göstergeleri değil, ona bu hakimiyeti lütfeden doğmaca babasının 10 yıllık iktidarının ekonomik sonuçları olduğunu bile unutmuş gibi görünüyor.

Devrimin olup olmayacağını ekonomik göstergeler belli etmiyor

2003 yılında illa mükayeselere İlham Aliyev kamuoyuna ne demek istiyor? Eğer 2003’üncü yılla mükayese şimdi ilan edilen ekonomik göstergelerindeki artış onun becerikli olduğunun gerekçesiyse, onda gerek 2003’teki acınacak ekonomik göstergeleri de Haydar Aliyev’in başarısızlığının kanıtı olarak kabul edelim. Bunu mu telkin etmek istiyor İlham Aliyev? Yok, eğer razılaşsak ki, son yılların şişmiş makroekonomik göstergeleri iktidarın politikasının yok, sadece ham petrol satışının sonucudur, o zaman ihracatının% 98 i petrol ve petrol ürünleri satışından oluşan ülkenin devlet başkanının Allah’ın verdiği bu servete göre kendini övmeye, kendi uğursuzluqlarını bu servetin gölgesinde saklamaya ne hakkı var?

Bunları yeri gelmişken not ettim. Bu yazıyı yazmakta amacım başkadır. İlham Aliyev’in Azerbaycan’da Misirsvari bir devrimin hiçbir zaman olmayacağını esasen ekonomik göstergelerle anlatmaya gayret göstermesi birçok olumsuz gerçeklerden haber verdi. Malum oldu ki, Devlet Başkanı’na hala öyle geliyor ki, insanlar sadece ağır sosyal, ekonomik sorunlarını çözmek için devrimler yapıp rejimleri değiştirirler. Tarihi tecrübe ise tam aksini söylüyor. İşte ekonomik kalkınma eski burjuva devrimlerini kaçınılmaz yapmıştı. Fransız İhtilalinden evvelki on yıllar önemli ekonomik gelişmeyle karakterize ediliyordu. Diğer Avrupa ülkelerinde de böyle olmuştu. Ekonomik kalkınma gelişmenin bir sonraki safhasına – demokrasiye geçişi kaçınılmaz etmişti. 20. yüzyılda da bu kanuna uygunluk devam etti. İspanya’da Franco diktatoryasının, Şili’de Pinochet’in elde ettiği ekonomik başarılar sadece bu rejimleri yenilmez hale getirmedi, tam tersine, demokratik değişiklikleri kaçınılmaz etti. Tarihi örnekleri artırmak mümkündür. Ama ben daha özet olsun diye, dikkati muasir devrimlerin yaşandığı bazı ülkelerin ekonomik durumuna çekmek istiyorum.

Tunus, Libya ve Rusya örnekleri

Arap devrimlerinin beşiği olan Tunus Afrika’nın en liberal, en gelişmiş ülkelerinden biri idi. 2009 yılında Dünya Ekonomik Forumu Tunus ekonomisini Afrika’da 1., dünyada ise 40. en rekabet edebilen ekonomi ilan etmişti. Tunus ekonomisi Azerbaycan ve bazı Arap ülkelerinde olduğu gibi petrol üzerinde kurulmamıştı. Çok yönlü ve rengarenk idi. GSYİH’nin % 11,6’i tarımın,% 25,7’i sanayinin,% 62i hizmet sektörünün üzerindeydi. Tunus’ta turizm çok ciddi gelişmişti. Tunus’un ihracatının % 72,5’i Avrupa Birliği ülkelerinin payına düşüyordu. Karşılaştırma için, Azerbaycan Avrupa’ya ancak petrol satabiliyor…

Devrimin gerçekleştiği daha bir Arap devleti Libya’nın ekonomik gelişiminden çok konuşuldu. Libya’da eğitime ayrılan gereçlerden, konut ve yoksulluk sorunlarının neredeyse tam çözümünden söz etmeyeceğim. Sadece onu ifade edeyim ki, bu petrolle zengin ülkede devrimden evvelki ortalama aylık ücret 1600 dolardı. Kişi başına düşen GSYİH ‘e göre bazı Avrupa devletlerini geçiyordu. Libya devrimcileri açıkça diyorlardı ki, onlar ekmek için değil (böyle sorunları yoktu) özgürlük için savaşırlar.

Nihayet, henüz devrim baş vermese de demokratikleşme yolunda büyük hareketin başladığı ve yakın yıllarda zafer alacağı şüphe götürmeyen Rusya’nın ekonomik gelişimi hakkında, belki de bizim halka Rusya’nın ekonomik gelişimi konusunda konuşmak artıktır. 2 milyondan fazla Azerbaycanlı yıllarca, bu ülkenin ekonomik imkanlarıyla ekmek kazanıyor, aile barındırıyor. Ama her halde Rusya ekonomisini karakterize eden birkaç olguya ilgi edeyim. Şimdi Rusya’da ortalama aylık ücret 750 dolar. Ülkenin altın ve döviz rezervleri 500 milyar dolara yakındır. Son 10 yılda Rusya nüfusunun orta tabakasının sayısı 8 milyondan 55 milyon kişiye ulaştı. Nüfusun neredeyse% 40’ı orta tabakadır. Ama tüm bunlar Rusya halkının otoriter yönetimindeki, seçim sahtekarlığı ile barışmasına sebep olmadı. Aksine serin Rusya kışında özgür seçim talebiyle miting geçirenlerin tam çoğunluğu günlük geçim sorunu olmayan orta tabakaya ait – bizdeki kriterlere göre yeterince zengin kabul edilen inasanlar idi. Rastlantı değildir ki, başlanmış demokratik hareketi Rusya’da bazıları “Norka papaklılar devrimi” diyor.

Sadece tanımladığım bu örnekler gösteriyor ki, sosyal sorunlar ve ekonomik sıkıntılar devrimlerin sadece tek nedeni, hiç önemli nedeni de olmuyor. Özgürlüğün ve adaletin olmadığı ülkelerde elde edilen başarılı makroekonomik göstergeler devrimci veya köklü değişikliklerin önünü alamaz.

Halkın meşru saymadığı iktidarın çöküşü kaçınılmazdır

Yeri gelmişken, İlham Aliyev bilinen cevabında Azerbaycan’ı herhangi devrimci sarsıntıların beklemediğini dayandırmak için daha bir yardımcı argümana referans etti. Meğer, Azerbaycan parlamentosunda 10 parti başkanının temsil edilmesi de garanti veriyormuş ki, burada devrim değişikliği baş vermesin. Hayır, demokrasinin imitasiyası otoriter rejimleri artık kurtarmıyor.

Bu Tunus’ta 2009 yılında yapılan parlamento seçimlerinin sonuçlarına göre yerlerin çoğunu hakim Anayasalı Demokrat Partisi tutsa da 6 parti – “yapıcı muhalefetçiler” parlamentoda temsil ediliyordu. Hem de burada olduğu gibi, her partinin sadece Başkanına manda vermemişlerdi. Binali kendisi belirlediği muhalefete adamakıllı saygı koyuyordu. Parlamentoda temsil edilen ikinci parti 16, üçüncü parti 12 milletvekili olmak üzere, 6 “muhalefet partisi” birlikte 53 milletvekiliyle temsil ediliyorlardı. Yararı olmadı. Devrimden sonra 2 milyon üyesi olan iktidar partisi ile birlikte onlar da buharlaşarak ortadan kalktılar.

İlham Aliyev bunun farkına varmadı ki, devrimlerin (fark etmiyor, Misirvari kanlı veya kadife olsun) temel nedeni iktidarın tanınmasını kaybetmesidir. Eğer halk iktidarın yasallığına güvenini yitirirse, iktidarın ülkeyi yönetmeye manevi hakkı olmadığını, ona yetki vermediğini düşünüyorsa, iktidara inanmıyorsa, sabahını ve gelişmesini onunla tasavvur etmez, tek kelimeyle, onu meşru saymıyorsa, böyle iktidarın çöküşü kaçınılmazdır. Elbette ki, böyle rejimlerin somut hangi zamanda ve hangi yöntemle değişeceği birçok faktörlerden bağlıdır. Ama bunlar nasıl derler, detaylardır ve sonucu değiştirmiyor.

İnsanlar özgürlük, onur ve inançları uğrunda devrimler yapıyorlar

Peki rejimler kendi tanınmasını nasıl kaybediyor? Öncelikle iktidar demokratik, meşru yolla şekillenmezse, çoğunluğun gözünde zorba – hakimiyeti zorla istila etmiş gibi görünen; Hakimiyet halktan bağımlı olmadığını, halkla hesablaşmadığını, onu saymadığını gösteri ettiğinde; İnsan hak ve özgürlükleri, insanların özgür, onurlu, huzurlu, adil şartlarda yaşamak istekleri tatmin olunmayan; yetkinin bizzat varlanmak için kötüye kullanıldığında, hakimiyet aile, aşiret veya başka küçük grubun çıkarlarına tabi etdirildiğinde, zoru, temsili hem rakiplere hem de topluma karşı temel mücadele aracına çevirirse.

İnsanlar hiç de her zaman ekmek için, sosyal sorunların çözümü için devrim etmiyorlar. Bu tür durumlar genellikle, tarihte parmakla sayılacak kadar azdır. Tarih şahitlik ediyor ki, insanlar daha çok kendilerine olan adaletsiz münasebete göre, özgürlük, onur ve inançları uğrunda devrimler yapıyorlar, ölüme bile gidiyorlar.

Özgürlük, adalet, eşitlik sadece büyük Fransa devriminin sloganları değildi. Sonra gerçekleşen devrimlerin de, günümüzde tanık olduğumuz büyük halk hareketlerinin de bir kural olarak esas talebi, esas sloganı özgürlük ve adalettir.

İlham Aliyev yanlış sonuçlar çıkarmaya devam ediyor

Bu yazıyı ona göre yazmadım ki, Azerbaycan’da da işte Mısır’da olduğu gibi bir devrimin gerektiğini temellendirelim. Kesinlikle. Ben de ülkemizde Arap devrimleri tipinde devrim olmasını arzulamıyorum. Bu günlerde çıkışlarımın birini de özel olarak bu konuya adayan etmiştim. Ben Azerbaycan’da değişikliklerin daha sivil, daha demokratik yollarla olacağına inanıyorum. Bu yazıyı ise geldiğim sonuçları paylaşmak için yazdım:

1. İlham Aliyev halen dünyada her geçen gün genişleyen küresel demokratikleşme sürecinin mahiyetini, sebeplerini, aynı zamanda tarihsel gelişme kurallara anlam veremiyor ve çevrede olup bitenlerden yanlış sonuçlar çıkarmakta devam ediyor.

2. Tarih gösteriyor ki, “onu görmeyeceksiniz” tipi beyanatlarla, ötkemlik gösteri ettirmekle, parmak silkelemekle, hatta temsillerle kimse devrimlerin, büyük değişikliklerin önünü alamaz. Aksine böyle hareketler otoriter liderlerin akıbetini daha trajik eder.

3. Tanınmasını kaybetmiş bütün rejimlerin, özellikle Azerbaycan’daki sülale yönetiminin de yenilgisi, çöküşü kaçınılmazdır. Azerbaycan’a yaklaşan değişikliklerin huzurlu karakterini sağlamanın tek yolu ise demokratik reformlara başlamakta ibarettir.

Kateqoriyalar: Yazılar, Əli Kərimli
  1. mammad ibrahim
    Fevral 20, 2012 tarixində, saat 8:59 səhər

    Eli kerimlinin her bir cixisi ayri bir ders, ayri bir mektebdir. her cixisinda hakimiyyeti yerle-yeksan edir.

  1. No trackbacks yet.

Bir cavab yazın

Sistemə daxil olmaq üçün məlumatlarınızı daxil edin və ya ikonlardan birinə tıklayın:

WordPress.com Loqosu

WordPress.com hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Twitter rəsmi

Twitter hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Facebook fotosu

Facebook hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Google+ foto

Google+ hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

%s qoşulma

%d bloqqer bunu bəyənir: